Alternatif Yazı
Alternatif Yazı
Alternatif Yazı
Alternatif Yazı
Alternatif Yazı
Alternatif Yazı
Alternatif Yazı
Alternatif Yazı
Alternatif Yazı
Alternatif Yazı
6.7.11 0 yorum

Şevket ÇORBACIOĞLU

 TEMİZ KRAMPONLAR OPERASYONU  VE FUTBOL ENDÜSTRİSİNİ PAYLAŞIM SAVAŞI

Futbol;  topun tam bir küre biçimini almasından(1841) bu yana başat spor oldu. Yani ‘izlenirliği ve seyir zevki bağlamında’ en  baskın spor. Farklı düşünselliklerin, kültürlerin ve  sınıfların ortak küresel  coşkusu. Evrensel olmasa da barışın ve uzlaşının kısa erimli, kalıcı olmayan göreceli soluğu.
  Günümüzde futbol, duyularla algılanan en büyük olgu(İng. Fenomen) haline geldi.
  Futbol, egemen güçlerin özdeksel çıkarını besleyen olgu olmanın ötesinde, kitleleri etkilemesi bağlamında egemen ideolojilerin güçlü bir siyasal aygıtına  dönüştürüldü.
Kapitalizmin özü olan tüketim kültürünün yeni adresi oldu futbol.
  Futbol ideolojilerin bir çeşit yeni katkı maddesi...Dahası partilerin kitleselleşmesinin ve karşıtlarının gücünü kıran örgütlenmedeki yeni onarıcısı. Kapitalizm için futbol, toplumu oluşturduğu sistemle bütünleştirecek olan tüketim kültürüne yeni bir soluk kazandıran aygıt. Böylesi üreten bir aygıt olmanın ötesinde, emek yanlısı karşıtların artmaması için, üretim süreci sonrası  çalışanın kendisini  eğitecek boş zamanını çalan bir aygıt. Kısacası topluma kendi sorunlarına çözüm getirecek olan boş zamanını bomboş hale getiren, seyir bütünündeki eğlenme aygıtı.
  Göreceli olarak ’19. yüzyılın ortalarından sonra’ radikal ideolojilerin ‘İlle de Franko ve Salazar faşizminin etkin aygıtı olan  futbol, son yıllarda spor olmaktan çıkıp, ‘çekiciliği çok yüksek’ yeni bir endüstriyel  sektöre dönüştü.
 Futbol bizde 1877’de oynanır oldu. 1959’da da profesyonel  oynanmaya başlandı. 1980 sonrası T.Özal siyasi getirimini güçlendirmek adına, Anadolu’da profesyonel futbol yaygınlaştırıldı. İşin gerçeği; Profesyonelliğin altyapısı oluşturulmaksızın futbolun endüstriyel yeni yüzü  abartılarak siyasi ve ekonomik getirim aracı haline dönüştürüldü. 2000’ler sonrası ise futbolumuz, özellikle yerel yönetimler aracılığıyla adeta ‘siyasi ve ekonomik getirisi bütününde’  ideolojiye eklemlenir oldu. Doğrusu; ideolojik amaca ulaşmanın yardımcı öğesi haline getirildi.
  Özellikle ülkemde benim için futbol, bir spor oyunundan çıkarak, çıkar oyununa dönüşmüştür.
 Peki öncesi ne idi? Futbolumuzun öncesi; kısa bölümceler halinde halkın ortak sevinci ve sözde kapitalistlerimizin endüstriyel yapılanması idi. 1970’ler sonrası  futbolumuz organize suç örgütlerinin cirit attığı alanlardan biri oldu.
  İşte organize suç örgütlerinin bu alanına 2000’ler sonrası, organize çıkar örgütleri diyebileceğimiz ‘futboldan da geçinmeye başlayanlar’ yavaş-yavaş girmeye başladı.
 Birileri futbola egemen olmak için önce Galatasaray'da ıslık bahanesiyle egzersiz yaptılar, ardından FB'ye yöneldiler ve Aziz Yıldırım beyle birlikte 50’ye aşkın kişiyi gözaltına aldılar…
  14 Mart  2010 tarihli yazımda ‘sanki bugünler yaşanacağı içime doğmuş gibi’ şunları yazmışım: http://blog.milliyet.com.tr/Galatasaray_Bursa_maci_sampiyonu_belirler/Blog/?BlogNo=233862
   “…Bilmem, İtalya’da yaşanan Milan, Juventus benzeri olayların düğmesine basılarak, birileri gündem değiştirerek bazı yapay takımların önünü açar mı? Sorusu da akla gelmiyor değil…”
 Sonunda oldu da. Ve adına da “Temiz kramponlar operasyonu” dediler.
  Şamil bey, hiç zaman kaybetmeksizin olayı daha farklı taraflara taşıdı:
  “Bu olayın peşi bırakılmayacaktır…Ergenekonun finansal ayağı  da bulunabilir…”
  Şamil o’nu derse Kamil durur mu? O da:
  Ergenekon’da olduğu gibi; birileri yanlışların üzerine kendi yanlışları meşrulaştırmak için mi gidiyor?
 Amaç Türk futbolunu mu temizlemek, yoksa birileri için Fener’i mi?
  FB’yi tesisler bağlamında kurumsallaştıran, varsıllaştıran  sayın A.Yıldırım’ı mı bir şekilde uzaklaştırıp takımı birilerine, doğrusu takımı futbolun yeni güçlerine teslim mi  amaç?
  FB’nin dışarıdaki 5 yöneticisinin; “ Başkan başka,Fenerbahçe başka...Bu olaydan şahıslar ceza alabilir ama 104 yıllık bir çınar olan FB cezalandırılamaz. Şampiyonluğumuza dokunmayın…” söylemi bu bağlamdaki bir teslimiyetin işareti mi?
  Olgu üç büyükler üzerinden farklı taraflara yönlendirilebilir endişesi içindeyim.
  Bugün yaşanan ve FB başkanı sayın Aziz Yıldırım gözaltsıyla devasa operasyon özelliği kazanan  “Temiz Kramponlar Operasyonu”, 2000’ler sonrası, yerel yönetimleri aracılığıyla oluşan yeni organize güç ile, eski organize  gücün savaşımı gibi geliyor bana.
 İşin içinde, neden salt FB, Sivasspor ve yöneticileri, var? Karabükspor, Eskişehirspor, BJK, İBBS kulüpleri ve sadece topçular var? Hakemler niye yok? Medya ayağı niye yok? Yerel yönetimler tarafı niye yok? Özellikle, salt Ankara’nın futbol coğrafyasını değil, ülkenin futbol coğrafyasını bozan aile ve Ankaragücü yöneticileri, topçuları neden yok?
  Futbolumuzun yeni efendileri, yani dinden ve yoksuldan geçinirken futboldan da geçinmek için doların yeşilin İslami’n yeşiliyle harmanlayıp yeşil sahalara inenlerin önleri açılabilir. Çünkü futbol milyar dolarlık endüstri. Yani borsaya endeksli büyük bir ekonomik güç.
  Bu ekonomik güçlerin en büyüklerinden biridir FB. Daha önce deplasmanlı ulusal ligden ihraç edilmiş(1937-38 sezonu) FB gibi devasa bir kaynak  asla ligden ihraç edilmez. Sadece FB el değiştirir.
 Deniyor ki yaptırım gücü, yani ‘Sporda şiddet yasası(13 Nisan 2011’de yürürlüğe girdi)’ yoktu. İyi de Mart 2005’te (Haluk Ulusoy’un TFF Başkanlığı dönemi) TBMM’inde; ‘Sporda, şiddet, şike, rüşvet ve haksız rekabet iddilarını inceleyeyen soruşturma (Ar.Tahkik) komisyonu kurulmadı mı?  Kuruldu. Peki bu komisyon raporları doğrultusunda neden hareket geçilmedi? Oy kaybı yaşarım korkusu mu yaşandı? Yasa yoktu diyemezsiniz, çünkü devlet vardı.
 Benim kafam karışık. Çünkü; gerek ‘Temiz Kramponlar Operasyonu’, gerekse ‘Deniz Feneri Operasyonu’ zamanlamaları hayli düşündürücü geldi bana.
  “Acaba önceden altyapıları oluşturularak; ‘temiz toplum ve  futbol adına Başbakan, kendi burokratının ve  taraftarı olduğu ve çok sevdiği FB’nin bile üzerine gidebiliyor’ şeklinde beyinlerde yaratılan dürüstlük imajıyla  siyasi rant  mı sağlanmak isteniyor?” sorusu akla gelmiyor değil.
  Eğer ne Şamil’in, ne de Kamil’in dedikleri çıkmaz ve toplumumzda oluşturulan kirli kuleler, İtalyan deprem benzeri depremle tamamen yıkılır ve kısmen takviye güçlerlerle durdurulmaz ise, öncelikle ben bu süreci başlatanların elini öpeceğim, temiz toplumun öncüleri diye.

Bu kayda verilen bağlantılar